Algı  Psikodrama & Kişisel Gelişim ve Psikolojik Danışma Merkezi

Toplumumuzun birer sapık ve katil olarak yetiştirdiği birkaç erkek bir kızı vahşice bir tecavüz sonucunda hunharca öldürüyor.

Ve idam cezası konuşulmaya başlıyor. Hepimizin öfkeden gözü dönmüş ve haklı buluyoruz bu isteği. Zaten az gelişmiş bir toplumuz. Kan davaları, namus davaları bizi bir katile çevirmek için yeterli bir neden.

Şimdi gencecik bir kız, üstelik namuslu ve temiz, çok büyük bir zarar görerek veda etmiş hayata... Toplum olarak katil olma hakkı veriyoruz kendimize… Çünkü hepimiz kızgınız. Ama bu olayda öfkemiz ortak diye her olayda böyle olmayacak. Bence insanların toplum düzenini beğenmediği ve başka bir düzen istedikleri için asılmaları da en az bu olay kadar vahşice… O günün iktidarı her kimse, elinde üstelik toplumdan aldığı bir öldürme yetkisi olduğunda, bu yetkiyi kullandığı her aşama tüm toplumun onay verdiği bir konu olmayacak… Hep birlikte sessizce idamları izleyeceğiz. Bu ilkelliğin, bu cinayetlerin bir parçası olacağız.

İdam cezası tarihte saygı duyduğumuz, haklı bulduğumuz birçok kişiye de uygulanmıştır. Bugün idam cezası uygulamasını sürdüren az gelişmiş ülkelerde, idamı gerçekleşen insanların kaçı tecavüzcü? Gazeteciler bile idam ediliyor.

Tarihte, tek adamın eline kılıcını alıp başa geçerek, kendini kral ya da padişah diye belirlediği ve bir şekilde ondan daha güçlü birisi gelene kadar da tüm insanları aşağıladığı dönemlerde, bu güçlü adam, canı istediği herkesin kellesini, toplumun gözleri önünde kesiyordu. Bu kesilen kellerin bazıları ise gerçekten çok saygı değerdi. 2015 de bile hala aynı bilinç düzeyinde olduğumuzu görmekten utanıyorum.

Ayrıca başta da belirttiğim gibi bu üç sapık adamı biz yetiştirdik. İçimizden çıktılar. Onlara öldürme cezası vererek kendimizi temize mi çıkartıyoruz? Tecavüz… Şiddet… Ensest ilişki… Hangi ceza ile iyileştirilebilecek bir davranış?

Bu insanları idam etmek onlara verilecek bir ödül olur.

Onlara verilebilecek en iyi ceza, önce ne yaptıklarını anlamalarını sağlamak ve hayatları boyunca bu yaptıklarının vicdan azabıyla toplumdan tecrit ederek büyümelerini sağlamaktır. Sürekli yaptıkları sahneler ile yüzleştirilecekler ve mutlaka görmeleri sağlanacaktır. Kendilerini fark edebildikleri ölçüde vicdanları acıyacak ve bu acı en az güzel kızımızın çektiği acıya denk olacaktır.

Böylece, kızın hayatını da bitiren bu vahşi olay, toplum olarak bizim de vahşileşmemizi sağlamayacak ve toplum olarak içimizde büyüttüğümüz bu insanları inkar değil fark etmemize neden olacaktır.

Bir başka açıdan da bakarsak, kızın intikamını alma adı altında kim bilir hangi kişisel öfkelerimizi boşaltıyoruz? Toplumumuzda, bu şekilde, vahşiliği tartışılamaz bir düzeyde olmamakla birlikte, büyük bir çoğunluğumuz cinsel ya da psikolojik tacize uğramış durumdayız. Bununla birlikte bunları yok saymaya çalışırız. Bu tacizleri sanki hayatın bir parçası gibi normalleştirmeye uğraşırız. Ancak içimizdeki çocuk, uğradığı her türlü saldırı için ağlamaya devam eder. Biz ise, onu dinleyip öfkelerimizi tanımlayıp, doğru kişiye ifade ederek kendimizi korumayız. Bunun yerine tüm toplumun onaylayacağı kötü bir olay bulup öfkelerimizi kusarız.

Bence bu vahşi olaydaki öfkenin altındaki gerçek duygu üzüntü ve utanç olmalıdır. İnsanların birbirine saygı duymasını sağlayan bir eğitim biçimini yaşama geçirmediğimiz için utanmalıyız. İnsanların birbirinin sınırına girmeye hakkı olmadığını öğretemediğimiz için utanmalıyız. Gücümüzü kötüye kullandığımız için, özellikle fiziksel güçle diğer insanları kullanıp yok etme gibi bir hakkı kendimize veren bir toplum olduğumuz için utanmalıyız. Şiddete şiddetle karşılık verdiğimiz, intikam duyguları ile dolu olduğumuz için gurur duymaktan utanmalıyız.

Gerçekten çok üzgünüm. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Ölümüne neden olan bu vahşi olay toplumu büyütsün.

Uzm.Psk.Dan.&Psikodramatist-Aile terapisti
RÜYA TURNA

 

Paylaşın:

Etiketler:

Sayfa Yorumları (0)
  • ...

Yorum Ekleyin