Gelecekteki Ben
Yazar : Yeliz ŞEN


GELECEKTEKİ BEN
Zaman fark etmediğimiz ama aslında belki de gözümüzün önünde yaşanan bir gizem. Bazen fotoğraflara baktığımızda “su gibi geçmiş” dediğimiz nasıl geçtiği hakkında en ufak bir fikrimizin olmadığı, elle tutulmaz gözle görülmez, hatta bu açıdan bazen bana tanrısal bile gelen garip bir kavram.

Geçmişimizi düşündüğümüzde çoğu zaman o yaşananları biz yaşamışız gibi hissetmeyiz, onları yaşayan başka birisi gibi gelir. Kim bilir belki de öyledir. Çünkü zamanla insan değişiyor gelişiyor, zaman insana karıştıkça insanı, insan da zamana karıştıkça zamanı değiştiriyor. Sanki karşılıklı bir alışveriş içinde bu sistem. Ve bir açıdan baktığımızda belki de gerçekten geçmişte yaşadıklarımızı yaşayan biz değiliz. Sonuçta bugünkü bilincimizle bugünkü aklımızla yaşamadık. Kim 4 yaşındaki halimizin tam olarak biz olduğunu iddia edebilir ki? Elbette içimizde bir yerlerde o dört yaş durur ama sonuçta biz o değiliz, o da biz değil. Enteresan bir denklem gibi gelir bu bana.
Buradan çıkıp bazen gelecekte bir yerlerde gerçekten bir başka ben olduğunu hayal ederim bazen. Delice mi? Tamamıyla . Ama ilginç de aynı zamanda. Bu öyle bir ben ki şu anımı görebiliyor ve enteresan da bir bağ var aramızda. Şöyle ki; ben onu şu an nasıl tasarlıyorsam o da öyle bir rol oynuyor bana zaman içinde. Mesela ben geleceğime bakıp mutsuz, başarısız bir ben düşündüğüm zaman hemen hissedebiliyorum bunu. Ve kareler geçiyor gözümün önünden, yalnızım, mutsuzum, elimde bir sigara oturmuş balkondan aşağıdakilere bakıyorum boş boş. Hayatımı düşünüyorum ne çabuk geçti diye, içten içe de hayıflanıyorum keşke şöyle olsaydı keşke böyle olsaydı diyerekten. Keşkelerim ve yaşanmamışlıklarım çok fazla. Yaşlı görünüyorum ve hiç memnun değilim. Bir an önce bitsin istiyorum her şey artık yaşamak istediğim çok fazla şey kalmamış.
Bir ihtimal mi böyle bir gelecek? Evet , olası. Tabi olası olan bir başka geleceğim daha var. Burada da gelecekteki ben devreye giriyor ve değiştiriyor sahneyi. Yine benim, yaşlanmışım ama çok bilge bir halim var. Doğanın içindeyim, mutlu bir şekilde yürüyorum. Hayatı yaşamayı ve keyif almayı öğrenmişim. Gök yüzü anlamlı, kuş sesleri cıvıl cıvıl. Yaşamak istediklerimi yaşamışım ve iyi ki de yaşamışım diyorum kendime. Son dönemlerime yaklaşıyorum evet ama bir korku ve telaş yok. Huzurluyum. Sakinim. Hayatım sevdiğim insanlar ve kendime kattığım anlamlarla dolu. Hemen hemen hiç boşluk yok.
İşte böyle garip bir oyun bu, benim ve gelecekteki benin oynadığı. Zamanlar arası bir oyun oynuyoruz onunla. Neyi tasarlıyorsam bana gösteriyor ve “Bak böyle böyle olacağız seçim senin” diyor.
Gerçekten de tasarladığımız şeyleri yaşıyoruz.
Hiç gelecekte bir siz daha yaratmayı geçirdiniz mi aklınızdan? Delice mi? Tamamıyla. Ama bir deneyin hadi. Gelecekte bir siz yaratın kendinize ve nasıl olduğunuzu hayal edin. Nerdesiniz? Kaç yaşındasınız? Nasıl görünüyorsunuz? Hangi duygular içindesiniz? Neler yaşamışsınız? Neleri başarmışsınız? Hangi engellerde takılıp hangilerini aşmışsınız? Kaç kere aşık olmuşsunuz? Hayatınızdan ne kadar memnunsunuz?
Yarattığınız bu sizin, bir fotoğrafını çekin aklınızda ve yerleştirin önemli bir köşesine.. Kim bilir belki bir gün o fotoğrafa bakıp gülümser ve bu yazıyı okuduğunuz anı hatırlasınız, geleceğinizi şekillendirmeye karar verdiğiniz gelecekteki sizi yarattığınız anı.
Gelecekteki sizi en güzel biçimde görebilmeniz dileği ile..

Psikolojik Danışman Yeliz ŞEN