Bekaret ve İnkar
Yazar : Yeliz ŞEN


BEKARET VE İNKAR

İnkar…

Yüzleşemediğimiz şeyleri yok sayarak kolayı seçme yöntemi. İşe yarar mı? Hem de çok. İnkar ettiğimiz sürece korkmadığımızı, acı çekmediğimizi, hiçbir sorunumuzun olmadığını düşünüp kendimizi kandırabiliriz.
İnkar etmeye hakkımız var mı? Elbette. Kendimizle ilgili pek çok şeyi inkar edebiliriz ama o inkarların altındaki çözmemiz gereken şey peşimizi kolay kolay bırakmaz.
Gün içinde can sıkıntıları, sebepsiz mutsuzluklar, yorgunluk, ilişkilerimizdeki anlamadığımız kopmalar, işimizde tıkanıklıklar olarak karşımıza çıkar.
Ben bu yazımda en sık gördüğüm inkarlardan birini ele almak istiyorum. “Bekaret”. Kadının en büyük handikaplarından birini oluşturmakta bekaret. İçine doğmuş olduğu kültür, bu kültürün izin verdiği kalıplar ve bu kalıpların dışına çıkıldığında yaşananlar.
Kendisine özgür bir hayat seçtiğini düşünen kadın, içinde görmek istemediği, suçlu hissettiği bir noktayı inkar ediyor. Bu inkar da kadına ilişkilerinde değersizlik duygusu, isteyememe, sevilmeme ve kaybetme korkusu gibi duygularla geri dönüyor.
Son dönemde değişiyor gibi görünse de yaşadığımız kültürün kodlarında bakire olmak ve olmamak kadın için çok farklı anlamlara sahip.

BAKİRE OLANLAR BAKİRE OLMAYANLAR
  • Evlenilecek kadın - Eğlenilecek kadın
  • Değerli kadın - Kullanılmış kadın
  • Anne olmaya hakkı olan - Anne olmaya hakkı olmayan
  • Erkeklerin tercih etme nedeni - Erkekler tarafından kullanılma nedeni
  • Namus,temizlik - Kirli, namussuz

Peki kadının inkarı nerede başlıyor?

Kadın yukarıda saydığımız kodlar kendisi ile hiç ilgili değilmiş gibi, bunları hayatı boyunca hiç duymamış gibi davrandığı zaman başlıyor. Cinsel anlamda özgür olduğunu düşünen pek çok kadının ilişkilerine baktığımızda yukarıdaki inançların olduğu gibi devrede olduğunu görüyoruz. Bu inançlar karşısında kadın suçlu hissediyor, erkeğe karşı borçlu hissediyor ve ilişkilerinde kendisini farkında olmadan cezalandırıyor. İlişkilerinde karşısına hem cinsellik yaşayıp hem de yargılayıcı ve hesap soran partnerler çıkmasına neden oluyor. Kadın hem cinsellik yaşıyor hem de daha önceki cinsel hayatı ile ilgili hesap vermek zorunda kalıyor.
Bir tarafta “Ben özgürüm” diğer tarafta “Ben kullanılmış eşyayım” inancı. Bu iki inancın arasındaki makas çok açık. İçerideki bu sesler duyulmadığı sürece de makas açılmaya devam ediyor. Kendi hayatını kurmuş, eğitimli, güçlü kadınlar hayatlarına bir erkek aldıklarında bu ucu açık makas harekete geçip yavaş yavaş kadını azaltmaya başlıyor.

Peki çözüm?
Kadının inkar etmek yerine sorgulamayı seçmesi…
İnkar ettiği, görmek istemediği noktalar ile teker teker yüzleşip kendini anlatması. İçinde bakire olmamakla ilgili kendini nasıl suçluyor, nasıl aşağılıyor fark etmesi. “Bakire değilim, özür dilerim, lütfen beni affedin” demek yerine “Ben bir kadınım ve cinselliğimi yaşama şeklimi seçme özgürlüğüne sahibim. Bunun benim değerim ile bir ilgisi yok. Buna karar verecek kişi benim” diyebilmesi.
Elbette kolay bir süreç değil ama ilişkiler içinde suçlu hissederek, borçlu hissederek, kaybetme korkuları yaşayarak devam etmek kadar zor da değil.
İnkarlarımızın güzel yanı içlerinde bizi büyütecek imkanlar sunması. Kör olduğumuz noktayı bulmak ve o noktanın gözünü açmak. Muhteşem bir büyüme süreci.

Görerek büyüdüğünüz günler dileği ile…

Psk.Dan. Yeliz ŞEN