BAĞLAR, ANNE ve ÖZGÜRLÜK
Yazar : YELİZ ŞEN



Aile içindeki bağların hayatımızdaki rolleri önemlidir. İçine doğduğumuz ailenin bağları nasılsa bizim hayatla kurduğumuz bağlar da öyledir. İlk bağ annedir. Bu yazımda özellikle anne ile kurulan bağa değinmek istiyorum.


Anne hayattır ve annenin hayata dair inançları çocuk tarafından algılanır, hissedilir.


Özgürleştirici, hayatla güzel bağlar kurmuş ve kendisinin farkında bir anne elbette tüm bu özellikleri hiç çabalamadan çocuğuna aktaracaktır. Çocuğunu olduğu gibi kabul edecek, sevecek ona hayatı kendi gözlerinden gösterirken çocuğun gözlerini de görüp saygı duyabilecektir. Böyle bir anne çocuk bağında bol eğlence, hoşgörü ve yaratıcı anlar hakimdir. Çocuk bir yetişkin olduğunda hayatı ile ilgili aldığı kararlarda kendi istek ve ihtiyaçlarına göre davranabilir. Örneğin kendi istediği eşi seçebilir, kendi sevdiği şehirde/ ülkede yaşayabilir, istediği kadar çocuk yapar ya da belki hiç yapmaz.


Kendi içinde özgürleşememiş, öfkeli, kaygılı anneler ise çoğu zaman farkında bile olmadan çocuklarının mutlu olmasını istemez ve olabildiğince onları yanında tutmaya çalışır. Şikayet ederek, mutsuz olarak, hasta olarak, sürekli sorun yaşayarak bakım, ilgi ve sevgi ister. Bu tür bir bağda çocuk ya annesinin annesi ya da eşi olmaya çalışabilir. Kendi hayatı yerine annesinin hayatındaki mutsuzlukların sorumluluğunu almayı seçebilir.


Sadece annenin duygusuna göre yapılan seçimler kişiyi bağımlı bir hayata sürükleyebilir. Çocuklar özgürleşecek yaşam dönemlerine (evlilik, başka bir şehirde eğitim vs) geldiğinde anne ya da çocukta kronik hastalıklar görülebilir, üzücü de olsa bağımlı anne-çocuk ilişkisinin devamını sağlayan bu hastalıklar gizli bir çıkara da sahiptir. Hastalık olduğu sürece anne ve çocuk arasındaki yapışık ilişki de olmaya devam eder. Bu süreçte bir özgürleşme olmazsa kim bakım alan kim bakım veren karışır, sınırlar birbirine girebilir.


Annelerinin annesi ya da eşi rolüne giren çocuklar çoğu zaman zor evlenir. Bazen hiç evlenmez.


Bağımlı ilişkilerin kaynaklandığı inançlar ise korku temellidir.


Annenin İnançları
Asla yalnız kalamam, buna gücüm yok
Dışarısı tehlikeli, kimseye güven olmaz
Ben çocuğumun her ihtiyacını karşılarım
Ben çocuğumu bana baksın diye doğurdum
Ben onun için en doğrusunu bilirim
Tek mutluluğum çocuklarım

Çocuğun İnançları
Annemi yalnız bırakmamalıyım
Ailemin olmadığı yerde güvende değilim
Her ihtiyacım ailem tarafından karşılanmalı
Anneme bakmak benim görevim
Annem en doğrusunu bilir
Annemi sadece ben mutlu edebilirim


Bu tarz inançlara sahip kişilerin ne kendisi ailesinden tam olarak özgürleşir ne de çocuklarının özgürleşmesine izin verir. Döngüyü değiştirecek olan bağlanma şeklimizle ilgili farkındalığımızdır.


Bu farkındalık en çok hayatınızdaki alma verme dengesinde gözlemlenir. İlişkilerinizde ne kadar alıyorsunuz, almak için başvurduğunuz yöntemler neler, alabiliyor musunuz? Annesi ile sağlıklı bağı olanlar ihtiyaçlarını sağlıklı bir şekilde dile getirip karşılayabilirler. Diğerlerinden istediklerini alamadıklarında bunu kişiselleştirmek yerine alternatif yollar yaratabilirler.


Ne kadar veriyorsunuz, paylaşmak sizin için nasıl bir kavram, herhangi bir ilişkinizde bir şeyler verirken neye göre davranıyorsunuz? Anne ile özgür bağları olanlar vermek ile ilgili sınırlarının farkındadırlar, limitlerine göre verip, vermek istemediklerinde hayır diyebilirler.


Buraya kadar okuduktan sonra kurduğunuz bağlarla ilgili içinize sinmeyen bir duygu olduysa bilmenizi isterim ki kurulan bağları fark etmek ve onları baştan kurmak mümkündür. Annenizle kurduğumuz bağda sizi tıkayan, azaltan, hastalandıran inançları bulup yerine daha özgür, daha mutlu ve sevgi dolu inançlar yaratılabilir.


Güçlü olan bunu fark etmeye ve dönüştürmeye istekli olmak, adım atmaktır.


Bunu bugün siz gerçekleştirmek isterseniz sizden sonra gelecek nesillere de özgür bağlar kurma yolunda önemli bir kapı açmış olursunuz.


Kim bilir belki özgür bir ülkeye doğru böyle adımlarla gidilebilir önce kendi içimizde özgürleşerek.

Psk. Dan. Yeliz Şen