Hedeflerin Önündeki Engeller Kimin?


Üniversite sınavının ikinci aşamasının yaklaştığı şu günlerde, pek çok seansta, danışanların hedeflerine yönelik çalışmalar yapıyoruz. Önlerinde duran ve açmaları gereken kapılardan biri olan söz konusu sınavla ilgili olarak, arkasında geleceği saklayan, aşılması gereken koca bir duvar olarak bakan ciddi bir çoğunluk var. Sınavın onlar için bir amaç değil, araç olduğunu çoktan unutmuş durumdalar ve bütün gelecek hayallerini, planlarını bu duvarın arkasında onları beklediğine ilişkin güçlü bir inançları var. Önlerindeki “koca duvara” odaklanan ve yaşam planlarının bu duvarın arkasında saklandığını düşünen pek çok danışanım bu durumun kaygı yaratan rolünden habersiz. Oysa ki gelecekle aralarına ördükleri bu duvar, onların yaşam yolunun bir patikası, bir kapısı ya da bir parçası değil, önlerinde duran bir engel halini alıyor ve adım atamamalarına neden oluyor.

Dolayısıyla burada ilk adım amacınıza uygun, sizi motive edecek bir bakış açısı geliştirebilmek. Yaşamda önümüze pek çok kapı çıkar. Bu kapıları engel ya da sizi bir sonraki aşamaya taşıyacak basamaklar olarak algılamak ve tanımlamak; sizin zihinsel haritanız üzerinde farklılık yaratacaktır. Bu nedenle tanımlamalarınız olumsuz ise, bir an önce sizi motive edecek, olumlu bir tanımlama ile değiştirin.

Sonrasında hedefinizin gerçekten ne olduğunu anlaşılır hale getirmeniz gerekmekte. Mutluluk, başarı, huzur gibi amaçlar soyuttur. Hedefinizin ismi bunlar ise, neye yürüyeceğinizi göremezsiniz. Bunun sonunca da her belirsizliğin neden olduğu kaygı omuzlarınıza yapışır ve gerekli motivasyonunuzdan çalmaya başlar. Bir bakarsınız, amacınızı ötelemeye başlamış, kendinizi hedefe gitmek için fazlasıyla yorgun ve bitkin hissetmeye başlamışsınız. Dolayısıyla ilk adım; hedefinizi somut bir biçimde ifade etmektir.

“Üniversite sınavını kazanmak istiyorum.” Gibi bir cümle yerine “Üniversite sınavında ilk 1000’e girmek istiyorum” cümlesi sizin nasıl bir yol izleyeceğinizi şekillendirmesi açısından daha doğrudur. Böylece neye ihtiyacınız olduğunu kavrayabilir, varsa hangi eksiklerin tamamlanması gerektiği konusunda daha kısa vadede hedefler oluşturabilirsiniz. Bir kapıyı açmak bazı adımlar gerekir. Kapının nereye doğru açıldığını kavramak, kapının kolunu tanımak ve kilitli ise uygun anahtarı bulmak gibi. Kısa vadedeki hedefleriniz sizi motive eder, ulaşıldığında hedefinizin gerçekleşeceğine dair inancınızı güçlendirir ve yürüdüğünüz yolda daha sağlam ve farkında adımlar atmanıza yardımcı olur.

Bütün bu aşamaları gerçekleştirdiniz, fakat hala sizi durduran, isimlendiremediğiniz bir şey var. Pek çok danışanımı durduran asıl neden amaçlarının, kendi gerçeklikleri ile örtüşmüyor olması olabiliyor. O duvarı aşmak onları, aslında gerçekten istemedikleri bir gerçekliğe götüreceğinden, bu durumda en iyisi hiç adım atmamak ki çoğu farkında olmadan kaygı, korku ve engellenmişlik duygusu ile farkında olmadan bunu yapıyor. Böyle bir durumda şunları sorgulamalarını istiyorum:

“Hedeflerinin ne kadarı sana ait? “

“Yetenek ve becerilerin doğrultusunda mı yoksa diğerlerinden duydukların doğrultusunda mı amaçlar belirledin kendine?”

“Hedefine giderken, önüne çıkacak kapıları açmaya yetecek inanç, istek, bilgi ve beceriye sahip misin?”

Bütün bu soruların cevabı, hedefine gidecek yolda senin gücünü, inancını ve motivasyonunu belirler. Bütün bunlara sahipseniz, önünüzdeki basamakların sayısının, büyüklüğünün bir önemi yoktur. Çünkü gerekli ne varsa nasılsa bir yolunu bulursunuz ve yaşam, akış içerisinde istediğiniz her şeyi önünüze serer.

Sizin hedefiniz de; İyi bir iş sahibi olmak, kilo vermek, “o” üniversiteye girip “o” bölümde okumak, sigarayı bırakmak, bir ilişki oluşturmak, para kazanmak ya da sosyal çevrenizi genişletmek… olabilir.

Bu hedeflerin hepsi kendinize kurmaya çalıştığınız dünyanızın yalnızca parçalarıdır. Bu parçalar size güzel bir bütün sağlamak için gereklidir ve gerçekten ister, inanır ve yılmadan yolunuza devam ederseniz hayal ettiğiniz her şeyi gerçeğe dönüştürebilirsiniz.

PSİKOLOG NİHAL UYAR

www.algipsikodrama.com