Çocuklar ve Korkuları
Yazar :


ÇOCUKLAR ve KORKULARI


Çocuğun gelişim döneminde ortaya çıkan korkular, genel süreçte var olan ve genellikle ebeveynlerin nasıl yaklaşacağı konusunda belirsizlik yaşadıkları durumların başında gelmektedir. Çoğu ebeveyn, korkular konusunda nasıl bir yol izleyecekleri konusunda karmaşa yaşar, kaygı duyarlar ve destek için uzmanlara baş vururlar.

Öncelikle belirtmek isterim ki, çocuğun gelişim sürecinde ortaya çıkan korkular, çocuğun psiko-fizyolojik gelişiminden, geçmiş deneyimlerinden ve pek çok çevresel faktörden etkilenebilmektedir. Bu nedenle korkular değerlendirilirken bu faktörlerin her biri göz önünde bulundurulmalı ve ona göre bir başa çıkma yöntemi geliştirilmelidir.

Bebekliğin ilk dönemlerinde, bebek dünya ile yeni yeni tanışmakta ve kendisine yabancı gelen pek çok farklı uyarana maruz kalmaktadır. Yeni bir ses, ışık, renk veya yeni bir yüz çocuğun beklenmedik bir şekilde tepki vermesine yol açabilmektedir. Bu aşamada geliştirilen ağlama, saklanma gibi korku tepkileri işlevsel ve uyum sürecinin bir parçası olup, uyarana alıştıkça bu tepkilerin azalarak ortadan kalkması beklenmektedir. Biraz daha büyüyünce bağlanma nesnesi olan annenin tepkileri, çocuğun tepkilerini etkilemeye başlamaktadır. Eğer anne, var olan bir sesi, hayvanı ya da durumu ani ve panikle karşılar ise, çocuk da içinde bulunduğu durumdan kaçınarak ve bir daha karşılaşmak istemeyerek “korku” yu repertuarına katmış olacaktır.

Bunun dışında çocuk, büyüme ve çevreye uyum geliştirme dönemi içerisinde, belirsiz uyaranların yarattığı kaygı, anne-babanın getirdiği sınırlamalara duyduğu öfke ve öfkenin getirdiği suçluluk duygularını da “korku” yaratarak ifade edebilirler. Bu korkular çoğunlukla zihin kontrolünün zayıf olduğu uyku döngüsü içerisinde, bir takım temsili figürlerle kendilerini gösterebilirler. Kontrol sağlayamadığı bu durumla baş edebilmek için de çocuk destek olması için gece uykularında ebeveynlerinden birini yanında isteyebilmektedir.

Diğer bir korku geliştirme yöntemi de çocuğun çevresindeki diğer bireyleri gözleyerek, ona ait korkuyu kopyalamasıdır. Gelişim sürecinde çocuklar pek çok davranışı kaydettiği gibi, korkular ve onlara verilen tepkileri de gözler, öğrenir ve davranış örüntüsüne dahil eder.

Korkuların ortaya çıkışı yukarıda anlatılan gibi pek çok faktörden etkilenebilir. Burada unutulmaması gereken, korkunun işlevsel bir yanı olduğudur. Çocuğa karşılaştığı yeni durumlara karşı temkinli davranmasını ve bu durumla aşamalı olarak baş etmeyi öğrenmesini sağlaması açısından yararlı bile olabilir. Burada dikkat edilmesi gereken, bu korkular çocuğun ve ailenin yaşantısını olumsuz etkilemeye başladığı ve çocuğa zarar verdiği an, işlevselliğini kaybeder. Çocuğun gelişimini yavaşlatan ve öğrenmesine sekte vuran bir hal alır. Dolayısıyla da ortadan kaldırılması gerekir.

Bu aşamada anne-babalar çocuğun korku ya da korkularını ciddiye almalı, geçiştirmemelidir. Alay etmek, yok saymak ya da kızarak bu korkuların azalmasını ve ortadan kalkmasını beklemek son derece hatalı bir tutumdur. Böyle davranıldığında, çocuk zaten baş edemediği bu durumla iyiden iyiye yalnız hissederek, daha derin ve karmaşık duygular içerisine girecektir.

Bu nedenle anne-babalar, korkuların nedenini ve yoğunluğunu anlamaya çalışmalı, gözlemlemeli ve ortaya çıkan faktörleri mümkün olduğunca ortadan kaldırarak; çocuğa fiziksel ve sözel destek sağlamalıdırlar. Destekleyerek çocuğun gücünü ortaya çıkarmalı ve kendi güçleri ile yanında olduklarını hissettirmelidirler. Fakat bu desteği sağlarken, aşırı koruyucu yaklaşımdan kaçınarak, çocuğu daha fazla korku yaşamaya itmemelidirler.

Çocuk bu süreçte korktuğu şeye zorla maruz bırakılmamalı, ya da konuşması için ısrar edilmemelidir. Çocuk kendisi ifade etmek istediğinde konu gündeme alınmalı ve yine hazır olma durumuna göre, korku nesnesi ya da duruma aşamalı olarak alıştırılmalıdır.

Bütün bunlara dikkat edildikten sonra çocuk bu korkuyu yaşamaya devam ediyorsa mutlaka bir uzmandan destek istenmelidir.

Psikolog NİHAL UYAR

www.algipsikodrama.com